Uzman ve başöğretmenlik sınavında kim ne diyor? Bu da eğitimin sınavı

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından Öğretmenlik Meslek Kanunu doğrultusunda hazırlanan Aday Öğretmenlik ve Öğretmenlik Kariyer Basamakları Yönetmeliği’ne göre uzman ve başöğretmenlik eğitim programları 18 Temmuz itibarıyla başladı. Uzman öğretmenlik eğitim programı 5 Eylül, başöğretmenlik eğitim programı ise 19 Eylül’e kadar devam edecek. Uzman ve başöğretmenlik eğitim programı için başvuru yapan ve gerekli şartları taşıyan toplam 614 bin 445 öğretmen, eğitim programların ardından 19 Kasım’da sınava girecek. Sonuçlar ise 12 Aralık’ta açıklanacak.

ÖZER: SINAV İPTAL EDİLMEYECEK

Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, önceki gün yaptığı açıklamada gündemdeki tartışmalara rağmen kariyer sınavının yapılacağını söyledi:

“Uzman ya da başöğretmenlik sınavları iptal olmayacak çünkü kanun bu. Bize düşen Milli Eğitim Bakanlığı olarak onları uygulamaktır. Sınava girip de istediği başarıyı alamayan öğretmene de bir yaptırım olmayacak. Zaten her yıl bu sınav tekrarlanacak dolayısıyla koşulları yerine getiren öğretmenler bu sınava tekrar girebilir. Ayrıca öğretmen tezsiz yüksek lisans yaparak sınavdan muaf olabilir.

Uzman veya başöğretmenlik sınavında biz öğretmenlerimizin öğretmenlik yeterliliklerini ölçmüyoruz. Öğretmenlerimiz zaten sistemin içerisinde öğretmen olarak çalışıyor. Nasıl daha önceden yıllardan beri başarılı bir şekilde eğitim sisteminin kalitesine katkı veriyorsa aynı şekilde devam ediyor. Bu sadece alınan uzman öğretmenlikteki 180 saatlik veyahut da baş öğretmenlikteki 240 saatlik eğitimi değerlendiren bir sınav.”

MESLEK KANUNU GEREKLİYDİ

Sınav tartışmasının yanlış olduğunu belirten Başkent Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burhanettin Dönmez de şunları söyledi:

“Öğretmenlik Meslek kanunu gerekliydi. Çünkü öğretmenlik kendine özgü bir meslek. Doktorlar ya da akademisyenler kariyer için nasıl çalışıyorsa öğretmenlik mesleği de aynı şekilde değerlendirilmeli. Kendini geliştirmek isteyenlere fırsat verilmeli. Dolayısıyla sınavı da gerekli ve doğru buluyorum. Bu sınav kimsenin öğretmen olup olmayacağıyla ilgili değil. Onlar zaten öğretmen. Ama burada ölçülen şey, öğretmen olduktan sonra kendisini ne kadar geliştirebilmiş, verilen eğitimden ne kadar yararlanabilmiş, ona bakıyorlar. İlk kez yapılıyor daha sonra geliştirilebilir. Benim de tasvip etmediğim şeyler var ama bu durum siyah ya da beyaz değil. Çözüm bulmak ve geliştirmek zorundayız. Gelişime karşı direnmek, öğretmene yakışan bir tavır değil.”

SINAVIN İÇERİĞİ SORGULANABİLİR

Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Eğitim Yönetimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Coşkun Bayrak sınavın ölçme sistemlerinde gerekli olduğunun ancak verilen eğitimin içeriğiyle uyuşması gerektiğini vurguladı: “Yani sınava karşı olmak farklı bir şey sınavın içeriğini sorgulamak farklı bir şey. Sınavın içeriği sorgulanabilir. Biz öğretmenlerin kişisel ve mesleki gelişimlerinin desteklenmesinden yanayız. Öğretmenler sosyal medyada şikâyetlerde bulunuyorlar. Bu konuda öğretmenlerin de görüşü alınarak eğitimlerin uzaktan değil de eğitim öğretim yılı içerisinde belli periyotlarda yüz yüze verilmesinin daha faydalı olabileceğini düşünüyorum.”

UZMANLIK GEREKLİ AMA SINAVLA DEĞİL

Başkent Üniversitesi Eğitim Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Servet Özdemir ise öğretmenlik meslek kanununda amaç eksikliği olduğunu belirtti: “Uzman ya da başöğretmen unvanlarının rollerinin tanımlanmadığı görülüyor. Aslında kanunun ilkeleri tanımlanmalı ve okul, öğretmen, kariyer gelişimi şeklinde detaylandırmalar yapılmalıydı. Lisans eğitimi uzmanlık anlamına gelmez. Öğretmenlerin uzman olması lazım fakat bunun sınav yoluyla değil üniversitenin işin içinde olduğu, daha geniş katılımlı, rolleri tanımlanmış bir şekilde uygulanması gerektiğini düşünüyorum. Mesela yöneticilerin bu unvanlara göre konumlandırılması gerekirdi , bu sayede sistem daha anlamlı olurdu. Öğretmenlerin sosyal medyadaki tepkilerini doğru bulmuyorum. Uzman şöyle yetiştirilir diye model önerisi yaparak karşı çıkabilirler.”

YILLARA GÖRE KARİYER

Mustafa Özbaş (İstanbul, Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni): “Yüksek lisansı tamamladığım için sınava girmeyeceğim. Bence yıllara göre öğretmenlerin kariyerine yön verilmeli. Örneğin 10 yılımı doldurduysam uzman öğretmen, 20 yılımı doldurduysam başöğretmen olabilmeliyim. Eğitimleri inceledim. Fayda sağlayacak eğitim içeriklerine yer verilmiş. Bunların olması taraftarıyım fakat öğretmenlerin alacağı unvanların sınavla belirlenmesini doğru bulmuyorum.”

SINAVA GİRECEĞİM AMA ÇALIŞAMIYORUM

Aynur Bayazit (Kırşehir, Anaokulu öğretmeni ve veli): “Sınava başvurdum ama kesinlikle çalışamıyorum. Çünkü videoların sıkıcı olduğunu düşünüyorum ve anlatılanlara odaklanamıyorum. İçerikler faydalı olabilirdi ama anlatım tarzı ilgi çekici olmadığı için şu an bir faydasını göremiyorum. Öğretmenlerin uzman ya da başöğretmen olmasının kriteri sınav olmamalı. Öğretmenler meslek hayatlarında yaptıkları çalışmalar, projeler, hayata geçirdikleri metodolojilerle bu unvanları kazanmalılar. Bunun aynı zamanda öğretmenler arasında da kargaşaya neden olabileceğini düşünüyorum. Aynı zamanda ben bir veliyim. Veli olarak da çocuğumu okula kaydettirirken benim de o akıma kapılacağımı düşünüyorum.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.